Son Dakika
TBMM Genel Kurulunda Emekli Aylığı ve Nükleer Enerji Düzenlemesini İçeren Kanun Teklifinin İlk 7 Maddesi Kabul Edildi TBMM'de Kabul Edildi: 3 Kez Kuralı İhlal Eden Aday Sürücünün Ehliyeti Anında İptal Edilecek Küresel Piyasaların Gözü TCMB ve ECB'nin Kritik Faiz Kararlarında ÖSYM'den 2026-DGS Adaylarına Kritik Uyarı: Eğitim Bilgilerinizi Kontrol Edin! TÜİK: Tüketici Güven Endeksi Temmuz 2026’da Yüzde 2,2 Artışla 89,8 Oldu Altın Fed Sinyallerine Odaklandı: Fiyatlar Zirveden Geriledi Borsa İstanbul'da Güne Yükselişle Başlangıç Tokat'ta KKKA Şüphesiyle Tedavi Gören Kadın Yaşamını Yitirdi TBMM Komisyonu'nda "Bireysel Silahlanma" ve "Okul Güvenliği" Alarmı: Vekillerden Sıkı Sınırlandırma Çağrısı Emeklilere ÖTV'siz Araç Düzenlemesinde Gözler Meclis'te: Şartlar ve Muhtemel Modeller Netleşiyor Çankaya Belediyesi Başkan Vekilliği'ne Haldun Güler Seçildi Azerbaycan Basın Günü'nde Hasan Bey Zerdabi Medya Ödülleri Sahiplerini Buldu KKTC'de Aşırı Sıcaklar Nedeniyle Güneş Altında Çalışmaya Yasak Getirildi Saray İlçesinde Denize Girişler 3 Gün Süreyle Yasaklandı TBMM Başkanı Kurtulmuş'tan "Terörsüz Türkiye" Açıklaması: Genel Af ve Özel Af Yok MHP Erzurum İl Teşkilatı'nda Kongre Mesaisi: Tarih Netleşti Adalet Bakanı Gürlek'ten Sincan'daki Helikopter Kazasına İlişkin Açıklama Kulisler Sallanıyor! CHP'den Kopuşta 75 mi, 93 mü? Büyük İsyanın Perde Arkası Açığa Çıktı! CHP Nevşehir İl Gençlik Kolları Başkanı Ömer Seviç Partisinden İstifa Etti İstanbul İçin AKOM'dan Sağanak Yağış ve Sıcaklık Düşüşü Uyarısı TBMM Genel Kurulunda Emekli Aylığı ve Nükleer Enerji Düzenlemesini İçeren Kanun Teklifinin İlk 7 Maddesi Kabul Edildi TBMM'de Kabul Edildi: 3 Kez Kuralı İhlal Eden Aday Sürücünün Ehliyeti Anında İptal Edilecek Küresel Piyasaların Gözü TCMB ve ECB'nin Kritik Faiz Kararlarında ÖSYM'den 2026-DGS Adaylarına Kritik Uyarı: Eğitim Bilgilerinizi Kontrol Edin! TÜİK: Tüketici Güven Endeksi Temmuz 2026’da Yüzde 2,2 Artışla 89,8 Oldu Altın Fed Sinyallerine Odaklandı: Fiyatlar Zirveden Geriledi Borsa İstanbul'da Güne Yükselişle Başlangıç Tokat'ta KKKA Şüphesiyle Tedavi Gören Kadın Yaşamını Yitirdi TBMM Komisyonu'nda "Bireysel Silahlanma" ve "Okul Güvenliği" Alarmı: Vekillerden Sıkı Sınırlandırma Çağrısı Emeklilere ÖTV'siz Araç Düzenlemesinde Gözler Meclis'te: Şartlar ve Muhtemel Modeller Netleşiyor Çankaya Belediyesi Başkan Vekilliği'ne Haldun Güler Seçildi Azerbaycan Basın Günü'nde Hasan Bey Zerdabi Medya Ödülleri Sahiplerini Buldu KKTC'de Aşırı Sıcaklar Nedeniyle Güneş Altında Çalışmaya Yasak Getirildi Saray İlçesinde Denize Girişler 3 Gün Süreyle Yasaklandı TBMM Başkanı Kurtulmuş'tan "Terörsüz Türkiye" Açıklaması: Genel Af ve Özel Af Yok MHP Erzurum İl Teşkilatı'nda Kongre Mesaisi: Tarih Netleşti Adalet Bakanı Gürlek'ten Sincan'daki Helikopter Kazasına İlişkin Açıklama Kulisler Sallanıyor! CHP'den Kopuşta 75 mi, 93 mü? Büyük İsyanın Perde Arkası Açığa Çıktı! CHP Nevşehir İl Gençlik Kolları Başkanı Ömer Seviç Partisinden İstifa Etti İstanbul İçin AKOM'dan Sağanak Yağış ve Sıcaklık Düşüşü Uyarısı

Gündem

Çocuğun Ajandası Dolu, Ruhu Yorgun

Tülin Türkoğlu · 23.07.2026 10:26

Çocuğun Ajandası Dolu, Ruhu Yorgun

Bu çağın en büyük hastalıklarından biri ebeveyn hırsı.

Kurbanları ise henüz neye uğradığını anlamayan çocuklar.

Daha ilkokula başlamadan hayatlarını planlıyoruz:

Piyano, tenis, yüzme, İngilizce, basketbol, eskrim, drama…

Çocuğun haftalık programına bakınca insan, uluslararası bir şirketin yönetim kurulu başkanına baktığını sanıyor.

Anne direksiyonda.

Bir elinde telefon, diğerinde su matarası ve sandviç.

Okuldan tenise, tenisten piyanoya, piyanodan özel derse yetişmeye çalışıyor.

Baba ise ana sponsor.

Kurs ücretleri, malzemeler, servis paraları, özel hocalar…

Çocuk yoğun ve yorgun.

Bütün bunları neden yaptığımız sorulduğunda hazır bir cevabımız var:

“Onun geleceği için.”

Gerçekten öyle mi?

Yoksa biraz da kendi geçmişimizin hesabını mı görüyoruz?

Biz piyano öğrenemedik, çocuk öğrensin.

Biz yabancı dil konuşamadık, çocuk iki yaşında İngilizce saysın.

Biz spor yapamadık, çocuk madalya alsın.

Bizim yarım kalan hayallerimiz, onun zorunlu görev listesine dönüşüyor.

Buna da fedakârlık diyoruz.

Oysa bazen yaptığımız şey, kendi eksiklerimizi çocuğun omuzlarına yüklemekten ibaret.

Bir de ebeveynler arasında sessiz bir yarış var.

Komşunun çocuğu keman çalıyorsa bizimki de çalmalı.

Arkadaşın oğlu yüzme yarışında derece yaptıysa bizimki geri kalmamalı.

Kuzenin kızı kodlama öğreniyorsa bizim çocuk da derhal bir yazılım kursuna yazılmalı.

Çocukların yeteneğini keşfetmeye çalışmıyoruz.

Başka çocuklardan geride kalmamalarını sağlamaya çalışıyoruz.

Çocuğa ne istediğini soran ise pek yok.

Sorarsak cevabını beğenmeyebiliriz:

“Eve gitmek istiyorum.”

“Arkadaşlarımla oynamak istiyorum.”

“Bugün hiçbir şey yapmak istemiyorum.”

Hiçbir şey yapmak istememek, günümüz anne babası için ciddi bir gelişim problemi sayılıyor.

Çocuk beş dakika boş kalsa hemen telaşlanıyoruz.

“Vaktini değerlendirsin.”

Oysa çocukluk, her dakikası değerlendirilmesi gereken bir yatırım hesabı değildir.

Bazen sıkılmak gerekir.

Bazen sokakta amaçsızca dolaşmak.

Bazen tavana bakmak.

Çünkü hayal gücü, boşluk bulabildiği yerde gelişir.

Elbette çocuk spor yapsın.

Müzikle ilgilensin.

Dil öğrensin.

Yeteneğini geliştirsin.

Ama bütün bunlar çocuğun isteği, ilgisi ve gücü ölçüsünde olmalı.

Her çocuk aynı anda piyanist, tenisçi, basketbolcu, yüzücü ve yazılımcı olmak zorunda değil.

Bir çocuğun başarısı, kaç kursa gittiğiyle ölçülmez.

Ne kadar sağlıklı, huzurlu ve kendisi olabildiğiyle ölçülür.

Biz çocuklarımızı geleceğe hazırladığımızı düşünürken onları bugünden tüketiyoruz.

Sertifikalarını çerçeveletiyoruz.

Ama gözlerinin içindeki yorgunluğu görmüyoruz.

İyi anne babalık, çocuğu her yere yetiştirmek değildir.

Çocuğun kendi hayatına yetişebilmesine izin vermektir.

Çünkü bir çocuğa birçok beceri kazandırabilirsiniz.

Ama elinden aldığınız çocukluğu, yıllar sonra hiçbir kursla geri veremezsiniz.

​Dün Kılıçdaroğlu'nun Ardından Ağladı, Bugün CHP’ye Veda Etti

Önümüzde iki fotoğraf var.

​Biri geçmişten…

​Özgür Özel, Kemal Kılıçdaroğlu’nun arkasından gözyaşı döküyor.

​Diğeri Salı gününden…

​Aynı Özgür Özel, CHP kürsüsünden yeni bir parti kuracağını ilan ediyor.

​Biri duygusal.

​Diğeri soğuk.

​Biri bağlılık fotoğrafı.

​Diğeri kopuş belgesi.

​Tam anlamıyla siyah ile beyaz kadar farklı iki kare.

​Siyaset böyle bir şey işte…

​Dün uğruna gözyaşı döktüğünüz insanla bugün aynı partide bile duramayabilirsiniz.

​Özgür Özel’in CHP grubundaki son toplantısı her zamankinden daha kalabalıktı.

​Salonda 85 milletvekili vardı. Bu sayı, sıradan bir katılım rakamı değildir. Yeni oluşumun Meclis’te ana muhalefet grubu olabileceğine ilişkin siyasi bir güç gösterisidir.

​Milletvekilleri ayağa kalktı.

​Gençlik Marşı söylendi.

​“İktidar” sloganları atıldı.

​Özgür Özel kürsüye veda hüznüyle çıktığını söyledi ama yüzünde bir hüzün yansıması yoktu.

​Çünkü belli ki zihninde CHP defteri çoktan kapanmıştı.

​Artık geriye bakmıyor.

​Yeni bir tabela…

​Yeni bir genel merkez…

​Yeni bir parti…

​Ve elbette yeni bir genel başkanlık koltuğu…

​Özgür Özel konuşmasında “Her son bir başlangıçtır” dedi.

​Doğrudur.

​Fakat siyasette her başlangıç başarıya çıkmaz.

​Bazı başlangıçlar iktidara götürür.

​Bazıları ise siyasi mezarlığa…

​Özgür Özel şimdi oldukça uzun, ince ve tehlikeli bir yola giriyor. CHP’den ayrılarak yeni bir parti kuracağını açıklaması yalnızca kişisel bir siyasi karar değil; Türkiye’nin en eski partisinde büyük bir bölünmenin ilanıdır.

​Üstelik ilginç bir çelişki var.

​Özgür Özel hem CHP’den kopuyor hem de partiyi bütünleştirdiğini söylüyor.

​İnsan sormadan edemiyor:

​Bütünleştirmek buysa bölmek nasıl oluyor?

​Bir partinin milletvekillerinin çoğunu alacaksınız…

​Meclis grubunu başka bir tabelanın altına taşıyacaksınız…

​CHP’yi ana muhalefet konumundan düşüreceksiniz…

​Sonra da “Bizi bölemezler” diyeceksiniz.

​Bunu siyasi bütünleşme olarak anlatmak biraz zor.

​Bu, düpedüz kopuştur.

​Konuşmanın en rahatsız edici bölümü ise kendisiyle hareket etmeyenlere verdiği mesajdı.

​Özgür Özel, bugün kimin nerede durduğunun unutulmayacağını söyledi.

​Dostların ve dost olmayanların kaydedileceğini ima etti.

​Bu sözlerin Türkçesi şudur:

​“Bizimle gelmeyeni unutmayacağız.”

​Hani yeni parti özgürlüğün, çoğulculuğun ve demokrasinin adresi olacaktı?

​Daha parti kurulmadan milletvekillerine siyasi sadakat testi uygulanıyorsa burada bir sorun var demektir.

​Demokrasi, herkesin lidere kayıtsız şartsız bağlı olduğu bir yürüyüş kolu değildir.

​Siyasetçiye düşen ikna etmektir.

​Fişlemek değil.

​Tehdit etmek hiç değil.

​Özgür Özel’in önünde iki ihtimal var.

​Başarılı olursa yeni bir siyasi hareketin kurucusu olacak.

​Partisini büyütür, seçmeni arkasına alır ve iktidara yürürse aldığı risk alkışlanacak.

​Ama başarısız olursa tarih onu başka türlü yazacak:

​CHP’yi bölen kişi…

​Ana muhalefeti parçalayan lider…

​Ekrem İmamoğlu adına çıktığı yolda muhalefeti güçlendirmek yerine zayıflatan siyasetçi…

​Siyaset sonucu sever.

​Mazeret dinlemez.

​CHP’de tabela kavgası sürerken Türkiye açısından çok daha hayati bir konu ilerliyor:

​Terörsüz Türkiye Süreci…

​TBMM Başkanı Sayın Numan Kurtulmuş’un siyasi partilerle yaptığı temaslar ve çerçeve yasa üzerindeki çalışmalar, sürecin yeni bir aşamaya ulaştığını gösteriyor. Kurtulmuş’un MHP, DEM Parti, Yeni Yol ve CHP temsilcileriyle görüşmeler gerçekleştirdiği bildirildi.

​PKK’nın tasfiyesi, Türkiye’nin önündeki en büyük tarihî fırsatlardan biridir.

​Yarım asırdır bu milletin çocuklarını alan…

​Annelerin yüreğini yakan…

​Türkiye’nin enerjisini tüketen…

​Ekonomisine, güvenliğine ve kardeşliğine saldıran bir terör örgütünün silinmesi elbette desteklenmelidir.

​Ancak bu süreç hayal dünyasında yürütülemez.

​Terörsüz Türkiye demek, teröristlerin ödüllendirildiği Türkiye demek değildir.

​Silah bırakmak, işlenen suçları yok saymaz.

​Örgütün sözde yöneticilerinin ellerini kollarını sallayarak Türkiye’ye gelmesi, siyaset yapması ve geçmişte dökülen kanların hesabından kurtulması kabul edilemez.

​Nitekim çerçeve yasa çalışmalarında örgütün yönetici kadrosunun durumunun en tartışmalı başlıklardan biri olduğu aktarılıyor.

​Suça karışmayanla silahlı eylem gerçekleştiren aynı kefeye konulamaz.

​Devlet merhametli olabilir.

​Ama hafızası her daim diridir.

​Terör örgütü kendini feshedecekse etsin.

​Silahlarını teslim edecekse etsin.

​Türkiye’nin birliği ve kardeşliği güçlenecekse bunun karşısında durulmaz.

​Fakat hiç kimse bu süreci devletten taviz koparma pazarlığına çevirmeye kalkmasın.

​Çünkü bu ülke barışı ister fakat teslimiyeti kabul etmez.

​Kardeşliği savunur fakat şehitlerinin hatırasını pazarlık konusu yaptırmaz.

​Türkiye Cumhuriyeti’nin kırmızı çizgileri değişmez.

Tülin Türkoğlu


#köşeyazısı #tülintürkoğlu

Bu haberi paylaş

WhatsApp X Telegram LinkedIn

Yorumlar

0

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın.

← Tüm haberler