Felaket anı, bu coğrafyanın hem en büyük aynası hem de en acımasız testidir. En zorlu geçitlerde, en kritik anlarda, can pazarlarında kimin elinde kazma kürek olduğunu görürsünüz; kimin de tozun, dumanın arkasına saklanıp ‘bağış’ kisvesi altında kendi cüzdanını doldurduğunu...
Yıllardır bu sahneleri izledik. Bir yanda acısıyla baş başa kalıp devletine, komşusuna sarılan o asil halk; diğer yanda ışıklar altında parlatılmış egolarıyla, ‘yardım’ maskesi takmış modern zaman haydutları.
İnsanoğlunun en karanlık yüzü, tam da insan can çekişirken sırıtır. O çığlıkları kendi kirli kasalarına, bahis çetelerinin hesaplarına yama yapanlar, bu milletin güvenini çalabileceklerini sandılar.
İyilik, Hırsızla Eksilmez
Kimi uyanıklar sanıyor ki birkaç sahtekar türedi diye bu milletin merhamet pınarı kuruyacak. Yok öyle yağma. İyilik, bir başkasının hırsıyla, hırsızlığıyla eksilecek kadar ucuz bir cevher değil. İçimizdeki o vicdan pusulası, dışarıdaki fırtına ne kadar şiddetli eserse essin, her zaman hakikati göstermeye devam eder.
Ahbap şebekesinin arkasındaki çark baş döndürücüydü. Sanatçısından sporcusuna, sosyal medya fenomeninden medya patronuna kadar kimileri; ya ideolojik körlükten ya da ‘popüler kalma’ telaşından bu ahtapotun kollarına omuz verdiler. Devleti yok sayıp o sözde ‘sivil’ yapıları parlatırken, aslında kendi ipotekli akıllarını da o masaya yatırdılar.
’Kandırıldık’ Lüksü Bitti
Şimdi bakıyorum ortalık toz duman olunca hepsi birer birer ‘tövbe’ kuyruğuna girdi. Kimi babasının ismini temize çekme derdinde, kimi ‘valla haberim yoktu, kandırıldım’ masalı peşinde...
Yahu el insaf!
Yapılan araştırmalar ve ortaya dökülen belgeler, bu devasa meblağların reklam bütçelerine, eğlenceye, ahtapotun gizli kasalarına aktarıldığını açıkça gösteriyor. Şimdi maskeler düşünce herkes ‘Aman efendim ben gruptan ayrılıyorum’ modunda ama geçti Bor'un pazarı...
Rüştünü İspat Eden Bir Millet
Millet, kime güveneceğini o kaosun ortasında bile gayet net gördü. O kurulan yasadışı ağlar, kara para havuzları ve bahis çeteleri, bu toplumun sadece parasını değil, algısını da zehirlemeye çalıştı. Ama nafile.
Kaybeden halkın güveni falan olmadı; kaybeden, kendi kibrine yenilen o karanlık zihniyet oldu. Halk, devletinin yanında dimdik durarak rüştünü bir kez daha ispat etti. O sahtekarlara özenip kendi devletini hedef tahtasına koyanlar ise bugün kendi elleriyle kazdıkları çukurun dibinde...
Hesap Vakti
Oyun bitti Ahbap!
Bundan sonra o yardım kisvesi altında kendi ajandasını yürütenlerin işi hiç de kolay değil. Artık sadece bu milletin keskin gözü değil, devletin de soğuk nefesi enselerinde. Her dernek, her kurum, her ‘hayırsever’ bundan sonra aynaya bakıp ‘Ben bu devlete ve millete layık mıyım?’ diye titremek zorunda.
Ahtapotun kolları birer birer kesiliyor. Geride kalan ise algı oyunlarıyla kirletilemeyen, kökü asırlık çınarlar gibi sağlam bir millet iradesi.
Türk adaleti elini masaya vurdu! Gizli ortaklıkların kurulduğu o ucube masa tamamen altüst olacak; işte o gün, kimin patron kimin kukla olduğu paravanlar yıkıldığında tek tek görülecek.
Yağma yok artık, sadece biraz sabır!
Ayşegül Akyüz Yahşi
#ahbap #oğuzhanuğur #deprem
Yorumlar
0Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın.